Problem Çözme Becerileri
- AHMET MÜCAHİT NALBANT
- 19 Ara 2023
- 2 dakikada okunur
Hayat mücadelesi attığımız ilk minik adımlarla başlar. Kendi yolumuzu keşfedeceğimiz, bu uzun mücadele serüvenin içerisinde, bizlerin gelişimi ve öğrenimi için önemli öğretiler hazırlanmıştır. Attığımız her düşünce adımlarında kendimizi ‘’problem ve çözüm’’ ikileminin içerisinde bulmamız mümkündür. Bu iki kavram insan olmanın temelindeki sevgi, mutluluk, üzüntü ve öfke gibi duyguları harekete geçirip, fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan bizleri olumlu veya olumsuz şekilde etkiler. Günlük yaşantımızın içerisinde yer edinmiş bu zorlayıcı süreçler karşısında, akıl ve duygu arasındaki, hassas dengeyi koruyabilmek, iletişim süreçlerini yönetebilmek, ve problemleri çözüme kavuşturabilmek için neler yapabiliriz ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.

PROBLEMİ TANIMLAMAK
Problem olarak algıladığımız, bizi strese,üzüntüye ve öfkeye yönlendiren gelişmeler karşısında harekete geçmeden önce yaşadığımız zorlu durum üzerine düşünmek ve problemin özünü tanımlamış olmak, çözüme yönelik atacağımız adımların temelini oluşturacaktır.
‘’Hayatımda pek çok problem vardı ve çoğu asla var olmadı’’ (Mark Twain)

İLETİŞİM YOLUNU BELİRLEMEK
Tanımlanan problemin çözümüne karşı atılacak ilk adım ‘’iletişimin yolunu belirlemektir’’. Uzlaşmacı ve Barışçıl bir dil kullanımı, çatışma anında süreci yönetebilme imkanı sağlar. Bu sayede bireyler kendilerini doğru ve samimi bir şekilde ifade ederek çözüme dair pozitif bir yaklaşım sergileyebilirler.
Ufak parçalara ayırabildiğiniz takdirde, en güç olan meseleleri bile kolaylıkla çözebilirsiniz. (Henry Ford)

DİNLEMENİN ÖNEMİNİ BİLMEK
Tüketen toplum modellerinin oluştuğu, günümüz teknoloji çağında sosyal mecralarda bireyler arası mesafenin ortadan kalktığı, etkileşimin yüksek olduğu, hızlı bir iletişim süreci gerçekleşmekte. Olumlu ve olumsuz etkilerin iç içe geçmiş olması günlük yaşantımızın içerisinde karşımıza çıkan maddi ve manevi anlamda yaşadığımız problemlerin çözümünü zorlaştırmaktadır. Agresif ve suçlayıcı bir dil kullanımı ilerisi için tamir edilemeyecek hasarlar oluşturabilir. Bu noktada iletişim çift taraflı bir süreç olduğundan, bireylerin kendilerini doğru bir şekilde ifade edebilmesinin özü, etkin bir dinleme sayesinde gerçekleşebilir. Barışçıl ve ön yargısız bir dinleme, yaşanan problemlere karşı bireyler arasında farklı bir bakış açısı geliştirme imkanı sağlar.
‘’Güzel konuşmak için tek bir yol vardır, dinlemeyi öğrenmek’’ Cristopher Morley

İLETİŞİMİN SORUMLULUĞUNU ALMAK
Günümüzde yaşanan bir çok problemin temelinde iletişim eksikliği vardır. Tarafların haklı veya haksız olarak ayrıldığı, kazanma ve üstünlük odaklı bir mücadele gerçekleşirken yaşanan durum, maalesef sorunu çözmemektedir. İki tarafında çözümün sorumluluğunu paylaşması, ortak bir özveri ve empati çalışmasına uygun olarak hareket etmeleri gerekir. Problemi ifade ederken samimi ve barışçıl tavrımızı, karşımızdaki bireye göre kurduğumuz cümlelerde hissettirebilme fırsatımız her zaman mevcuttur.
‘’İyi ifade edilmiş bir sorun, yarı yarıya çözülmüş demektir’’ (Aleksis Carrel)

Hayatımızın içerisinde yaşadığımız problemleri doğru analiz edip, problemin özünü anlamak, çözüme yönelik iletişim yolunu belirlemek, atacağımız adımlarda etkin dinlemenin farkında olup, iletişimin sorumluluğunu almak, barışçıl ve uzlaşmacı bir şekilde bizleri çözüme kavuşturur. Bu sayede birbirini dinleyen tarafların empatiye yatkın olması bizleri bir adım daha ileriye taşır.
Yakından bizi altüst eden şeyler, uzaktan ne kadar da berrak görünüyor. (Goethe)
Kaynaklar: Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çalışmaları (Üstün Dökmen)
Tongue Fu ( Sam Horn)
Akla ve Kalbe Giden İletişim Yolları (Fatoş Karahasan)


Yorumlar